27 Temmuz 2013 Cumartesi
kalp
"Sana bir şey diyeyim sevgilim.
Meğer aşk o izlediğimiz filmlerde ki gibi, okuduğumuz kitaplarda ki gibi değilmiş. Aslında iyi ki değilmiş. Sahte evet oralardaki aşklar basit, sığ, kolay. Oysa sen bana öğrettin, ben sana, birbirimize öğrettik aşkı daha da doğrusu beraber öğrendik. Gerçek aşk zormuş, kimi zaman çok da üzermiş yine de tüm yaşananlara rağmen sevmeye devam edebilmek daha değerliymiş.
Sana bir şey itiraf edeyim mi sevgilim?
Herkes bize özensin isterdim, parmakla gösterilmek isterdim ya ben. Aslında ne kadar saçmaymış isteğim. Zaten iyi ki dinlememişiz beni. Iyi ki farklı olmuşuz, sıradan olmadan, rutine kaçmadan sırf öyle olması gerektiği için değil, sırf birileri aşkı öyle tanımladığı için değil, biz iyi ki de içimizden geldiği gibi yaşamışız, kendi tarifimizi yapmışız. Iyi ki diyorum. Bugün iyi ki deme günüm benim.
Sana bir şey diyeyim sevgilim.
Ruh ikizliği aslında ne kadar boktan bişeymiş be öyle. Biz ruhikizi değiliz evet. Hatta olabildiğince farklıyız birbirimizden. Hayata aynı çerçeveden bakmıyoruz çoğu zaman. Olsun! Evet bildin. Iyi ki de öyle değiliz. Birbirimizin ufkunu genişletiriyoruz daha iyi. Belki bir gün sen felseye ilgi duyarsın ben illuminatiye. Belli mi olur? Bu bize göre olmadı di mi? Bizim durmadan didişmemiz lazım, inatlaşmamız, kendi fikrimizi körü körüne savunmamız lazım. Hatta kavga bile ederiz bilirsin. Ama kavga ederken bile biraz sonra barışacağımızı bilmenin yada benim seni gıdıklamaya başlayacağımı bilmemizin tarifi yok. Işte bu güzel olan. Biz buyuz. Iyi ki buyuz.
Sana bir şey diyeyim sevgilim.
Ne zaman güzel şeyler yaşasam, mutlu olsam koşup sana anlatasım, üzüldüğümde sana sığınasım geliyor. Alışveriş yaparken beğenir mi acaba bunu diyorum, makyajımı yaparken, giyinirken. Gezilecek güzel yerler gördüğümde aklıma not ediyorum seninle gelirim diye. Geleceği düşünürken, hayal kurarken hep yanıbaşıma, en yakınıma seni koyuyorum. Ilerde evim olursa salonuna kocaman The Smiths posteri yaptırırım diye düşünüyorum yanına da Micheal Jackson’ı yaptırırım, Nebil’de onu seviyor diyorum.
Sana bir şey itiraf edeyim mi sevgilim?
Evet çok şapşalım. Ve evet sen de öylesin. Bu yüzden seni çok seviyorum. Seninle mutlu, seninle rahat, huzurlu, güvende hissettiğim için. Sen olduğun için.
Seni çok seviyorum sevgilim. Hemde sakalsızken daha da çok. Asdfjdf.
Renkliyiz, güzeliz, hayat bizim.
Iyi ki varsın.
Iyi ki doğdun.
Iyi ki benim oldun.
Iyi ki herşeyim oldun."
Iyi ki doğdun.
Iyi ki benim oldun.
Iyi ki herşeyim oldun."
http://tmblr.co/Z_TGawqlUv7m
bugünkü ayrılığımın üzerine beni ağlatan güzel yazı :)
Bukowski
tamam, benimle yaşayıp sonra düzüşecek, kokain çekecek, içki
içecek ya da sadece konuşacak yeni
bir erkek arayışıyla beni terk eden bütün kadınları
şimdi bağışlıyorum.
artık genellikle can sıkıcı
ve yapı itibariyle
duygularını iyi ifade edemeyen
biri olduğumu biliyorum, dahası
genellikle aynı şeye ve/veya şeylere
ilgi duymuyorduk.
ama o zaman
bağışlamanın ya da anlamanın
benim için çok zor olduğunu
bilmenizi isterim; duvarları ya da
yapılmamış yatağı ya da yerdeki
gazeteyi seyrederek geçirdiğim
maço cehenneminden
farksız birçok gece hatırlıyorum; dakikalar
beynimin içinde boğulmuş;
ve ortalığa kadın eşyaları saçılmış olurdu mutlaka:
yatağın üzerindeki giysiler, yerde ayakkabılar, etajerin
üzerinde ruj, banyoda saç fırçası…
bir kadının başka bir erkeği bana yeğlemesini
bir türlü anlayamayan
değerli benliğim vardı bir de.
kabullenmeyi reddederek
sabaha kadar odada volta attığım
birçok gece var, iki büklüm,
iki elimle midemi tutarak ‘siktir, siktir,
siktir…’ diye söylenerek.
ve unutmaya çalışmak, ucuz barlara gitmek,
arayış içinde, nadiren bir şey bularak, bulunca da
aslında hoşlanmadığın bir rolü oynamak, kabul
edilmesi gerekeni zarafetle kabul etmektense
ucuz bir intikam peşinde koşmak.
benim için birini terk etmeseydiniz ya da
biri sizi terk etmeseydi hiçbirinizi tanıma
fırsatı bulamayacağımı biliyorum şimdi-
o berbat gecelerle birlikte anımsanan
iyi gecelere içiyorum; işler yolunda gittiğinde
herkes kadar mutlu olabildik
ve bana sunabileceğinizin en iyisini
sunduğunuz için hepinize müteşekkirim;
yüreğimde yaşamaya devam edeceksiniz ve
bir yerlerde bir cennet varsa şayet
bir gün hepiniz
orada olacaksınız
büyük beyaz köpekbalığı
esarette
şaşkın gözlerle, şaşkın aptal gözlerle
sonsuza dek dönüp duruken.
içecek ya da sadece konuşacak yeni
bir erkek arayışıyla beni terk eden bütün kadınları
şimdi bağışlıyorum.
artık genellikle can sıkıcı
ve yapı itibariyle
duygularını iyi ifade edemeyen
biri olduğumu biliyorum, dahası
genellikle aynı şeye ve/veya şeylere
ilgi duymuyorduk.
ama o zaman
bağışlamanın ya da anlamanın
benim için çok zor olduğunu
bilmenizi isterim; duvarları ya da
yapılmamış yatağı ya da yerdeki
gazeteyi seyrederek geçirdiğim
maço cehenneminden
farksız birçok gece hatırlıyorum; dakikalar
beynimin içinde boğulmuş;
ve ortalığa kadın eşyaları saçılmış olurdu mutlaka:
yatağın üzerindeki giysiler, yerde ayakkabılar, etajerin
üzerinde ruj, banyoda saç fırçası…
bir kadının başka bir erkeği bana yeğlemesini
bir türlü anlayamayan
değerli benliğim vardı bir de.
kabullenmeyi reddederek
sabaha kadar odada volta attığım
birçok gece var, iki büklüm,
iki elimle midemi tutarak ‘siktir, siktir,
siktir…’ diye söylenerek.
ve unutmaya çalışmak, ucuz barlara gitmek,
arayış içinde, nadiren bir şey bularak, bulunca da
aslında hoşlanmadığın bir rolü oynamak, kabul
edilmesi gerekeni zarafetle kabul etmektense
ucuz bir intikam peşinde koşmak.
benim için birini terk etmeseydiniz ya da
biri sizi terk etmeseydi hiçbirinizi tanıma
fırsatı bulamayacağımı biliyorum şimdi-
o berbat gecelerle birlikte anımsanan
iyi gecelere içiyorum; işler yolunda gittiğinde
herkes kadar mutlu olabildik
ve bana sunabileceğinizin en iyisini
sunduğunuz için hepinize müteşekkirim;
yüreğimde yaşamaya devam edeceksiniz ve
bir yerlerde bir cennet varsa şayet
bir gün hepiniz
orada olacaksınız
büyük beyaz köpekbalığı
esarette
şaşkın gözlerle, şaşkın aptal gözlerle
sonsuza dek dönüp duruken.
Charles Bukowski
23 Temmuz 2013 Salı
Haftasonu ve Erkek
Haftasonu oturuyoruz işte boş boş evde.Sözlü taciz sürekli.O neden böyle değil sen onu niye yapmadın da neden böyle oldu da bıdıbıdıbıdı..
Ya aklınıza hemen kötü şeyler gelmesin.Taciz her zaman sapıkça bişekilde olmuyor ya..
Erkekler evde her işe burnunu sokmamalı arkadaş.Mutfak lavabosunun önünde duran sarı bez de , tuvalet kağıdının dokusu da onun umrunda olmamalı.
Erkeğin eğer haftasonu bir işi yoksa,arkadaşlarıyla dışarı çıkmayacaksa,seninle sohbet edemiyorsa başlıyor tacize..
*KAYRAA bu neden burda?
( Sanane amk orada işte yani ben sana bilimsel açıklamasını dahi yapsam pazartesi iş başı yaptığında sarı bezi mi düşüneceksin?)
-alırım şimdi hayatım
*kayra su bardağı neden sürahinin yanında durmuyor ?
-(sen kendin su içmiyosun benden istiyosun zaten ) Bardaklar her zamanki yerinde hayatım
*bu televizyon neden tozlu?
-(çok sanatsal durduğu için.) Temizlik günü yarın hayatım ondan.
...
Sevgili sevgilim; çamaşır makinesinin su akıtması kimsenin suçu değil demi? Yani çorapla gezmesen evde çorabın da ıslanmaz,sen de çıldırmazsın,terlik giysen helee ne kadar süper olur.Ama yok illa o sesi duymak zorundasın.
KAYRAA BU SUYU KİM DÖKTÜ!
Gelelim benim şikayetlere!
Aşkım kirlilerini kirli sepetine atsan?
Boş tabakları EN AZINDAN mutfağa! götürsen ?
Eve misafir geldiğinde sürpriz biyerden kokan siyah çorapların çıkmasa?
Tuvaleti nasıl bulmak istiyorsan o şekilde bıraksan ?
şu kapağı kaldırmayı öğrensen artık AŞKIM?
Erkekler haftasonları eğer boşlarsa çok tehlikeliler.Ya iki gün boyunca sevişin ya da ona bir meşgale bulun yoksa tuvalet kağıdının neden kokusuz olduğu konusunda tartışma çıkartabilirler.
21 Temmuz 2013 Pazar
Yanlış Yer , Yanlış Zaman
Birgün twitterden biri takip isteği gönderdi.Baktım düzgün biri kabul ettim.
Birkaç gün sonra bana dm attı."Biz nereden tanışmıyoruz ?" yazmıştı. Bikaç konuştuk falan numaramı istedi.Vermek istemedim bende .Hiç tanımadığım birine neden numaramı vereyim ki?
1-2 hafta geçti konuşmaya devam ediyorduk.Sonra verdim numaramı amann bişey olmaz dedim.Ne olabilir ki en fazla ?
O da kırgındı uzun zamandır benim gibi.Konuşmaya,dertleri anlatmadan dertleşmeye başladık.Konuştukça rahatlıyordum. Rahatladıkça ona ısınmaya başladım.
O kadar güzel konuşuyordu ki,edebiyatı yalayıp yutmuştu resmen.Edebiyat okuduğunu düşündüm.Üniversitesini sordum,yarasını deşmişim.
Lisede çok taşkınmış.Bırakmış mezun olmamış liseden.Açık öğretimden bitirmeye çalışıyor,üniversitede de böyle bi bölüm okumak istiyormuş. Çok şaşırdım çünkü öyle güzel konuşuyor ki,sen düşünmeyi bir kenara bırakıp onun cümleleriyle rahatlıyorsun
Bir gün bana açıldı,beni sevdiğini söyledi bense onu sevmekten korktum.Benim ilk önce mantık giriyor devreye.
birincisi; uzakta
ikincisi; hiç görüşmedik
yani belki görünce olmayacak.Onu kırmak istemedim,onu kaybetmek istemedim.Kendi ruh sağlığımla onunkini bozmak istemedim.Kibarca reddettim.Çok üsteledi ama onu kaybetmek istemedim.
Sonra bir erkek arkadaşım oldu,hala daha var.Onu söyledim,senin hakkında öğrenmek istemediğim tek şeydi bu dedi bana.
Ya onun olurum ya da bu konuşmaya devam edemeyeceğini söyledi.Karşıma çıkmaya cesareti kalmamış artık.Değersiz hissediyordu kendini ama öyle değildi.Aslında değerliydi hem de çok.Sadece yanlış yer yanlış zaman.
Bir süre konuşmadık ama ben dayanamadım,yokluğu beni üzüyordu.Ona verdiğim değeri bilmiyordu,belki arkadaşça belki küçük bir hoşlantı bilmiyorum.Mesaj attım,keşke beni seçim yapmak zorunda bırakmasaydın dedim.
Hayatta birçok kez seçim yapıyoruz,ama bu da en zorlarından biriydi.Çünkü onu kaybettim.
Şuan İstanbul'dayım.
Aynı yerde kalıyoruz.
Onun tabiriyle bir nefes kadar uzağındayım,ama artık nefes alamıyoruz.
Birkaç gün sonra bana dm attı."Biz nereden tanışmıyoruz ?" yazmıştı. Bikaç konuştuk falan numaramı istedi.Vermek istemedim bende .Hiç tanımadığım birine neden numaramı vereyim ki?
1-2 hafta geçti konuşmaya devam ediyorduk.Sonra verdim numaramı amann bişey olmaz dedim.Ne olabilir ki en fazla ?
O da kırgındı uzun zamandır benim gibi.Konuşmaya,dertleri anlatmadan dertleşmeye başladık.Konuştukça rahatlıyordum. Rahatladıkça ona ısınmaya başladım.
O kadar güzel konuşuyordu ki,edebiyatı yalayıp yutmuştu resmen.Edebiyat okuduğunu düşündüm.Üniversitesini sordum,yarasını deşmişim.
Lisede çok taşkınmış.Bırakmış mezun olmamış liseden.Açık öğretimden bitirmeye çalışıyor,üniversitede de böyle bi bölüm okumak istiyormuş. Çok şaşırdım çünkü öyle güzel konuşuyor ki,sen düşünmeyi bir kenara bırakıp onun cümleleriyle rahatlıyorsun
Bir gün bana açıldı,beni sevdiğini söyledi bense onu sevmekten korktum.Benim ilk önce mantık giriyor devreye.
birincisi; uzakta
ikincisi; hiç görüşmedik
yani belki görünce olmayacak.Onu kırmak istemedim,onu kaybetmek istemedim.Kendi ruh sağlığımla onunkini bozmak istemedim.Kibarca reddettim.Çok üsteledi ama onu kaybetmek istemedim.
Sonra bir erkek arkadaşım oldu,hala daha var.Onu söyledim,senin hakkında öğrenmek istemediğim tek şeydi bu dedi bana.
Ya onun olurum ya da bu konuşmaya devam edemeyeceğini söyledi.Karşıma çıkmaya cesareti kalmamış artık.Değersiz hissediyordu kendini ama öyle değildi.Aslında değerliydi hem de çok.Sadece yanlış yer yanlış zaman.
Bir süre konuşmadık ama ben dayanamadım,yokluğu beni üzüyordu.Ona verdiğim değeri bilmiyordu,belki arkadaşça belki küçük bir hoşlantı bilmiyorum.Mesaj attım,keşke beni seçim yapmak zorunda bırakmasaydın dedim.
Hayatta birçok kez seçim yapıyoruz,ama bu da en zorlarından biriydi.Çünkü onu kaybettim.
Şuan İstanbul'dayım.
Aynı yerde kalıyoruz.
Onun tabiriyle bir nefes kadar uzağındayım,ama artık nefes alamıyoruz.
19 Temmuz 2013 Cuma
"ama"
Bugün günlerden İstanbul.Evden çıkmama günleri,hastalıkla boğuşma vs. Bel ağrısını hiç demiyorum.Sevgilim Ankara'da.Döndüğüm günden beri birbirimizi yiyoruz.
Şimdi diyo ki biz neden kavga ediyoruz ?
Biz neden kavga ediyoruz ki ? Biz anlaşamıyoruz,uzakta ama.Uzaklık enerjimizi emiyor.Mesafeleri sikeyim derler ya öyle.
Biz hiç uyuşmuyoruz da aslında.Yani zevklerimiz,isteklerimiz o kadar farklı ki.. Ama aynı olsa çok sıkıcı olurdu ya.Yani o bana birçok şeyi öğretti,ben de ona öyle.
Sevmeyi ve sevilmeyi de o öğretti.Sorarsanız şuan içim titremiyor ama onunla 2 saat konuşmasam olmuyor.İçim içimi yiyor,bişey desin diye bekliyorum.Sevgi göstermek için ölüyorum,şımartsın diye geberiyorum.
Yanındayken herşey çok farklı zaten,sürekli mıçmıç haldeyiz.Odadan çıkmıyoruz,sürekli İnsanlar Alemi izliyoruz,bazen izleyemiyoruz :P
Ama
amalar çok fazla işte.
içim sürekli devam ve bitir arasında gidip geliyor
devam ediyoruz da nereye kadar?
Şimdi diyo ki biz neden kavga ediyoruz ?
Biz neden kavga ediyoruz ki ? Biz anlaşamıyoruz,uzakta ama.Uzaklık enerjimizi emiyor.Mesafeleri sikeyim derler ya öyle.
Biz hiç uyuşmuyoruz da aslında.Yani zevklerimiz,isteklerimiz o kadar farklı ki.. Ama aynı olsa çok sıkıcı olurdu ya.Yani o bana birçok şeyi öğretti,ben de ona öyle.
Sevmeyi ve sevilmeyi de o öğretti.Sorarsanız şuan içim titremiyor ama onunla 2 saat konuşmasam olmuyor.İçim içimi yiyor,bişey desin diye bekliyorum.Sevgi göstermek için ölüyorum,şımartsın diye geberiyorum.
Yanındayken herşey çok farklı zaten,sürekli mıçmıç haldeyiz.Odadan çıkmıyoruz,sürekli İnsanlar Alemi izliyoruz,bazen izleyemiyoruz :P
Ama
amalar çok fazla işte.
içim sürekli devam ve bitir arasında gidip geliyor
devam ediyoruz da nereye kadar?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)